Roma’ya Üçüncü Selam: Bu Şehir Artık Tanıdık
Roma’ya üçüncü kez gittim. Bu sefer turist gibi değil, yolu yordamı bilen biri gibiydim. Sokaklar yabancı gelmedi, hatta bazı köşeler “yeniden geldin” der gibiydi. Haritaya bakmadan yürüdüm, kaybolmaktan korkmadım. Çünkü Roma’da kaybolmak, gezinin en güzel kısmı.

Kolezyum’un önünde durup bir kez daha hayran kaldım ama bu defa acele etmedim. Trevi Çeşmesi’nde dilek tutarken kalabalığa değil, akan suya odaklandım. İspanyol Merdivenleri’nde oturup insanları izledim; Roma’nın ritmini en iyi orada hissediyorsunuz. Şehir, yavaşlayanlara kendini daha cömertçe açıyor.

Makarna zaten her zamanki gibi harikaydı. Az malzemeyle bu kadar lezzet nasıl olur, insan gerçekten şaşırıyor. Roma’ya özgü tatlıyı yerken “iyi ki yine gelmişim” dedim. Çünkü bazı şehirler bir kez yaşanmaz; tekrar tekrar gidildikçe anlam kazanır.
Roma benim için artık sadece bir seyahat noktası değil, dönüp dolaşıp uğramak istediğim tanıdık bir durak. Ve biliyorum, bir gün yine gideceğim.


